
İRAN-ABD ARASINDA TIRMANAN GERİLİM
İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim her geçen gün artmaktadır. Uluslararası basına ve tarafların söylemlerine bakıldığında sıcak çatışma ihtimalinin en üst düzeyde olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca, ABD’nin bölgedeki üslerine yaptığı askeri sevkiyatlar ve bölgeye gönderdiği uçak gemisi görev grubu Amerika’nın askeri müdahale kartını kullanmaya hazır olduğunun göstergesi olarak okunmaktadır.
İlaveten, Türkiye’nin tarafları sağ duyuya çağıran açıklamaları ve arabuluculuk girişimleri[1] ve Suudi Arabistan’ın olası bir çatışma senaryosunda hava sahasını İran’a karşı herhangi bir saldırıya karşı kullandırtmayacağını söylemesi[2] ve tarafları diyaloğa davet etmesi çağrıları da aslında sıcak çatışmanın çok olası olduğunu ve bölge ülkelerinin olası bir çatışmanın önüne geçme girişimleri olarak değerlendirilmektedir.
Mevcut Durumun Arka Planı:
Tarihsel olarak bakıldığında İran İslam Cumhuriyeti ve ABD ilişkileri baştan beri olumsuz bir düzlemde seyretmiştir. İran ABD’yi “Büyük Şeytan” olarak tanımlarken ABD’de İran’ı “Teröre Destek Veren Devlet” olarak nitelendirmektedir. Taraflar bu söylemlerini askeri, politik ve ekonomik alanlarda birbirine karşı aldıkları kararlar ve giriştikleri eylemler ile de desteklemişlerdir.
ABD, 2016-2018 Nükleer Anlaşma (JCPOA) dönemi hariç 1979’dan itibaren çeşitli alanlarda İran’a karşı ekonomik yaptırımlar uygulamaktadır. Politik ve askeri olarak da çevreleme stratejisi kapsamında İran’ın hem bölgesel hem de uluslararası arenada güç kazanmasının önüne geçmeye çalışmaktadır.
İran ise “Direniş Ekseni” adını verdiği askeri ve politik savunma doktriniyle Orta Doğu’da etki alanını arttırmaya ve “Rehbere” bağlı olarak hareket eden Şii nüfuz alanları kurmaya yönelmiştir. Böylece hem Amerika’nın bölgedeki gücünü dengelemeye çalışmıştır hem de kendine askeri ve politik manevra sahası yaratmaya çalışmıştır.
Taraflar doğrudan birbirleriyle sıcak çatışmaya girmemeye dikkat etmişlerdir. Ancak vekil güçler üzerinden sıcak çatışmalar olmuştur. İki güç arasından doğrudan çatışmaların başlaması Trump’ın başkanlığının ilk dönemine rastlamaktadır.
Trump henüz başkanlığa adayken İran ve P5+1 (BMGK 5 daimî üyesi ve AB’yi Temsilen Almanya) ülkeleri arasında 2016 yılında uygulamaya konulan JCPOA (İran Nükleer Anlaşması) anlaşmasını Amerikan tarihinin “en kötü ve tek taraflı” anlaşması olarak değerlendirmiştir. Trump’a göre bu anlaşma İran’ın nükleer silah programını durdurmuyor sadece birkaç yıllığına geciktiriyordu (Sunset Provision) ve karşılığında ekonomik yaptırımları hafifleterek İran ekonomisine can suyu veriliyordu. Bu sebeple 8 Mayıs 2018 tarihinde tek taraflı olarak Trump yönetimi ABD’yi bu anlaşmadan çekti.[3] Trump’ın yeni politikası “maksimum baskı” politikasıydı. İran’a tekrar ekonomik yaptırımlar koyuldu hatta ikincil yaptırımlar ile İran ile ticaretini sürdüren diğer ülkelere de yaptırım tehdidinde bulunuldu. Maksimum baskı politikasının en önemli sonuçlarından biri Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi olarak değerlendirilebilir. Ayrıca bu suikast tarafların askeri olarak da birbirlerini hedef alma konusunda Rubicon’u geçtiklerinin bir göstergesidir.
Ancak taraflar arasında temel güvenlik paradigmalarını kökten değiştiren olay 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e karşı başlattığı saldırılardır. İran resmi olarak 7 Ekim saldırıları ile herhangi bir ilişkilerinin olmadığını iddia etmesine rağmen “Rehber” Hamaney’in “Siyonist rejime saldırıyı planlayanların ellerinden öpüyoruz” açıklaması[4] İsrail’in saldırının arkasında İran’ın olabileceğini değerlendirmesine yol açmış ve İran’ın bölgede vekil güçler aracılığıyla kurmuş olduğu “direniş eksenini” şiddetli biçimde hedef almaya başlamıştır. Lübnan’da Hizbullah’a karşı yürütülen askeri ve istihbarat operasyonları, Esad rejiminin devrilmesi ve Suriye’den İran milislerinin çıkarılması gibi İsrail’in İran vekil güçlerine karşı yürüttüğü mücadeleler 13 Haziran 2025 tarihinde nihayetinde tarafların doğrudan birbirlerini hedef almasıyla sonuçlanmıştır. Literatüre artık 12-Gün Savaşları olarak da geçen bu sıcak çatışmada İsrail İran’ı hava saldırıları ile hedef alırken İran’da balistik füzeler ve insansız savaş uçakları ile İsrail topraklarını vurmuştur. Savaşın 9. gününde ABD, İran’ın Fordo ve Natanz nükleer tesislerini vurarak savaşa müdahil olmuştur. ABD’nin müdahil olması tarafların ateşkes ilan etmeleriyle sonuçlanmıştır.
Taraflar arasında her ne kadar ateşkes ilan edilmiş olsa da herhangi bir barış anlaşması ya da askeri ve politik gerginliği azaltacak herhangi bir kalıcı anlaşma imzalanmamıştır. Bu durum pek çok uzman tarafından tarafların ikinci raunt için güç ve enerji topladıklarına yorulmuştur. Son günlerde yaşanan gelişmelerin ise pek çok uzmana ikinci raunttun geldiğini düşündürtmüştür.
Peki son günlerde neler yaşandı? Ocak ayının başlarında başkent Tahran’ın Büyük Çarşısı’nda “bazari” olarak da adlandırılan esnaf ağırlaşan ekonomik şartları ve yüksek enflasyondan şikâyet ederek kepenk kapattılar. Bazari’lerin bu hareketi hem sembolik açıdan hem de politik açıdan son derece önemlidir. Çünkü bazari’ler İran’ın en önemli sosyal tabakalarından biridir. 1891 yılında Tütün boykotundan, 1905 Meşrutiyet İlanına oradan da 1921 Rıza Pehlevi’nin iktidara gelmesinden, 1979’a İslam devrimine kadar İran’ın yaşamış olduğu tüm önemli sosyal olayların ana iki oyuncusundan biri her zaman bazari’ler ikincisi de onların daimî dostu mollalardır. 79 İslam devriminin de sosyal tabanı bu iki sınıfın koalisyonuna dayanmaktadır. Dolayısıyla bazari’lerin bu eylemi kısa sürede ülke çapında ses getirmiş ve toplumun diğer kesimlerinin de desteğini alarak rejim karşıtı protestolara dönüşmüştür.
Protestoların rejim karşıtı bir kimliğe bürünmesi, rejim güçleri tarafından protestoculara sert müdahaleyi beraberinde getirmiştir. Çok sayıda can kaybı, yaralanma ve binlerce gözaltı yaşanmıştır. Ayrıca ülke genelinde internet kesilmiş ve her türlü haberleşme imkânı rejimin kontrolüne girmiştir.
İran’da yaşanan bu olaylara Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamalarla müdahil olmuştur. İranlı yetkililerin barışçıl protestocuları “şiddet kullanarak öldürmesi” veya idam etmesi durumunda ABD'nin müdahale edeceği uyarısında bulunmuştur. Donald Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, böyle bir durumda ABD'nin protestocuların “yardımına koşacağını” belirtmiş; Amerikan güçlerinin durumunu ise 'silahlarımız dolu ve harekete geçmeye hazırız' (locked and loaded) sözleriyle ifade etmiştir.[5]
Protestoların İran yönetimi tarafından kanlı bir şekilde bastırılması ve kontrol altına alınması Trump’ın söylemlerinde farklı bir noktaya geçilmesine sebep olmuştur. Trump Nükleer Anlaşma meselesini tekrar gündeme getirmiş ve İran’ın bir an önce tüm nükleer programını durdurması gerektiğini ifade etmiştir. 28 Ocak tarihli açıklamasında ise Trump, İran’ın tüm nükleer programını durdurmasını talep etmiş ve USS Abraham Lincoln uçak gemisinin de yer aldığı büyük bir armadayı bölgeye göndererek İran’ın müzakerelere başlaması için zamanının hızla azaldığını beyan ederek askeri tehdit kartını öne sürmüştür.[6]
Olası bir Çatışmanın Boyutları ve Sonuçları:
Yukarıda ifade edilen gelişmelerin ışığında, taraflar arasında sıcak çatışma ihtimalinin en üst düzeyde olduğunu söylemek mümkündür. Ancak bu çatışmanın boyutları ve sonuçları ne düzeyde olacaktır. Öncelikle taraflar arasında yaşanacak bir sıcak çatışma topyekûn bir savaşa evrilmesi askeri, politik ve ekonomik nedenlerden ötürü pek gerçekçi gözükmemektedir.
Çünkü ilk olarak İran, ABD ile uzun süreli ve yüksek yoğunluklu bir savaşı sürdürebilecek maddi ve yapısal olanaklara sahip değildir. Uzun süredir devam eden ekonomik yaptırımlar, yüksek enflasyon, İran Riyali’in aşırı değer kaybı ve özellikle genç nüfus arasında artan işsizlik oranları, İran ekonomisinin savaş koşullarına dayanıklılığını ciddi ölçüde sınırlamaktadır. Buna ek olarak, son dönemde rejim karşıtı protestoların yaygınlaşması, Tahran yönetiminin iç istikrarı önceleyen bir güvenlik anlayışı benimsemek zorunda olduğunu göstermektedir. Bu koşullar altında İran açısından geniş ölçekli bir savaş, dış tehdit algısı üzerinden iç konsolidasyon sağlamak yerine mevcut toplumsal ve ekonomik kırılganlıkları daha da derinleştirme riski taşımaktadır.
ABD tarafı değerlendirildiğinde ise Trump yönetiminin, özellikle Trump’ın şahsında, “savaş başlatan değil, savaş bitiren” bir liderlik retoriği inşa etmeye çalıştığı görülmektedir. Trump, başkanlık döneminde Afganistan ve Irak gibi uzun süreli askeri angajmanları Amerikan kamuoyuna ağır maliyetler yükleyen başarısız örnekler olarak sunmuş ve yeni bir Orta Doğu savaşına girmenin ABD’nin küresel öncelikleriyle çeliştiğini vurgulamıştır. Bu çerçevede yapılan askeri yığınağın ve sert söylemlerin, doğrudan bir savaş iradesinden ziyade, caydırıcılık yaratma ve İran’ı nükleer program konusunda müzakereye zorlamayı amaçlayan bir baskı stratejisinin parçası olarak okunmalıdır.
Ancak, bu denli yüksek bir askeri yığınak kolayca baskı stratejisinden askeri müdahaleye doğru kayabilir. Böyle bir durumda ABD 12-Gün Savaşı’nda olduğu gibi başta İran’ın nükleer tesisleri olmak üzere stratejik noktalarını hedef alabilir. Ayrıca devrim muhafızlarının önemli isimlerini ve rejimin şahin kanadından olanları hedef alacak nokta hava saldırıları gerçekleştirebilir. İran da bu duruma ABD’nin bölgedeki üslerini hedef alacak füze saldırıları ile cevap verebilir.
Yukarıda ifade edildiği gibi bu olası çatışma senaryosunun topyekûn bölgesel bir savaşa evrilmesi pek mümkün değildir. Ama taraflar arasındaki sıcak bir çatışma her halükârda bölgede yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratma potansiyelini beraberinde taşımaktadır. Bu sebeple Türkiye’nin taraflar arasında arabuluculuk yapma girişimleri hem bu istikrarsızlık dalgasını önleme noktasında hem de taraflar arasında diplomatik kanalların açık tutulması açısından önemli bir işlev görmektedir. Benzer şekilde Suudi Arabistan ve Azerbaycan[7] gibi bölgesel aktörlerin, olası bir çatışma durumunda hava sahalarını İran’a karşı saldırı amaçlı kullanıma kapatacaklarını açıklamaları da krizin coğrafi olarak yayılmasını sınırlamaya yönelik bir tutum olarak değerlendirilebilir. Bu tür önleyici pozisyonlar, doğrudan taraf olunmadan gerilimin bölgesel bir savaşa dönüşmesini engellemeye dönük dengeleyici adımlar niteliği taşımaktadır.
Sonuç:
Sonuç olarak, İran ile ABD arasında doğrudan ve geniş çaplı bir savaş olasılığı sınırlı görünse de artan askeri hareketlilik ve karşılıklı sert söylemler bölgesel güvenlik ortamını kırılgan hale getirmektedir. Olası bir çatışma, taraflar arasında kontrol altında tutulsa dahi Irak, Suriye, Yemen ve Güney Kafkasya gibi hassas sahalarda yeni istikrarsızlıklar üretebilir. Bu nedenle krizin askeri değil diplomatik araçlarla yönetilmesi hayati önem taşımaktadır. Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin arabuluculuk ve gerilimi sınırlama yönündeki tutumları, yalnızca bölgesel barış için değil, küresel ekonomik ve stratejik istikrar açısından da kritik bir rol oynamaktadır.
*Resim: https://www.aa.com.tr/tr/analiz/abd-iran-savasi-kacinilmaz-mi/3814022
[1] Hande Fırat, "ABD-İran Krizinde Ankara'nın Sessiz Diplomasisi: Üçlü Görüşme Formülü," Hürriyet, 29 Ocak 2026, https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/abd-iran-krizinde-ankaranin-sessiz-diplomasisi-uclu-gorusme-formulu-43095159
[2] TRT World, "Saudi Arabia Says Won't Allow Airspace, Territory to Be Used for Military Actions Against Iran," 27 Ocak 2026, https://www.trtworld.com/article/c9b94030b99c
[3] The White House, "President Donald J. Trump Is Ending United States Participation in an Unacceptable Iran Deal," 8 Mayıs 2018, https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/president-donald-j-trump-ending-united-states-participation-unacceptable-iran-deal/
[4] Adams, Paul. "İran, Hamas'ın İsrail'e Saldırısının Arkasında mıydı?" BBC News Türkçe, 10 Ekim 2023. https://www.bbc.com/turkce/articles/c845e4454pno
[5] Donald J. Trump (@realDonaldTrump), Truth Social profili, erişim 30 Ocak 2026, https://truthsocial.com/@realDonaldTrump .
[6] Jaroslav Lukiv ve Kathryn Armstrong, "Trump Warns Iran 'Time Is Running Out' for Nuclear Deal as US Military Builds Up in Gulf," BBC News, 29 Ocak 2026, https://www.bbc.com/news/articles/cly5pd459gko
[7] Ruslan Rehimov, "Azerbaijan Says It Will Not Allow Its Territory to Be Used for Operations Against Iran," Anadolu Agency, 30 Ocak 2026, https://www.aa.com.tr/en/middle-east/azerbaijan-says-it-will-not-allow-its-territory-to-be-used-for-operations-against-iran/3814878
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır
Henüz Yorum Yapılmamış.
-
BOSNA-HERSEK VAROLUŞSAL AYRILIKÇI TEHDİT İLE KARŞI KARŞIYA
Teoman Ertuğrul TULUN 18.11.2021 -
ERMENİSTAN’DA TERÖRİST SEMPATİZANLIĞI - II
Mehmet Oğuzhan TULUN 09.09.2019 -
BİR CEZALANDIRMA YÖNTEMİ OLARAK SOYKIRIM SUÇLAMASI - III
Mehmet Oğuzhan TULUN 11.05.2021 -
AB’NİN GEÇ KALMIŞ VE BENMERKEZCİ 2019 ORTA ASYA STRATEJİSİ
Teoman Ertuğrul TULUN 18.07.2019 -
ABD’NİN ORTA ASYA STRATEJİSİ BAĞLAMINDA VAŞİNGTON C5+1 ZİRVESİ
Bekir Caner ŞAFAK 18.11.2025
-
25.01.2016
THE ARMENIAN QUESTION - BASIC KNOWLEDGE AND DOCUMENTATION -
12.06.2024
THE TRUTH WILL OUT -
27.03.2023
RADİKAL ERMENİ UNSURLARCA GERÇEKLEŞTİRİLEN MEZALİMLER VE VANDALİZM -
17.03.2023
PATRIOTISM PERVERTED -
23.02.2023
MEN ARE LIKE THAT -
03.02.2023
BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN BORU HATTININ YAŞANAN TARİHİ -
16.12.2022
INTERNATIONAL SCHOLARS ON THE EVENTS OF 1915 -
07.12.2022
FAKE PHOTOS AND THE ARMENIAN PROPAGANDA -
07.12.2022
ERMENİ PROPAGANDASI VE SAHTE RESİMLER -
01.01.2022
A Letter From Japan - Strategically Mum: The Silence of the Armenians -
01.01.2022
Japonya'dan Bir Mektup - Stratejik Suskunluk: Ermenilerin Sessizliği -
03.06.2020
Anastas Mikoyan: Confessions of an Armenian Bolshevik -
08.04.2020
Sovyet Sonrası Ukrayna’da Devlet, Toplum ve Siyaset - Değişen Dinamikler, Dönüşen Kimlikler -
12.06.2018
Ermeni Sorunuyla İlgili İngiliz Belgeleri (1912-1923) - British Documents on Armenian Question (1912-1923) -
02.12.2016
Turkish-Russian Academics: A Historical Study on the Caucasus -
01.07.2016
Gürcistan'daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset -
10.03.2016
Armenian Diaspora: Diaspora, State and the Imagination of the Republic of Armenia -
24.01.2016
ERMENİ SORUNU - TEMEL BİLGİ VE BELGELER (2. BASKI)
-
AVİM Konferans Salonu 10.02.2026
“ULUSLARARASI POLİTİKADA SAVAŞ VE BARIŞI DÜŞÜNMEK” BAŞLIKLI KONFERANS


