
Bu yorum yazısı, Boğazlar Rejimi’ne İlişkin Montrö Sözleşmesi’nin 90. yıl dönümünün, Türkiye’nin Karadeniz’deki hukuki temellere dayalı koruyuculuk rolünü ve daha geniş kapsamlı "Yapıcı Avrasyacılık" vizyonunu nasıl öne çıkardığını incelemektedir. Yazı, 20 Temmuz 2026 tarihinde Montrö’ye olan bağlılığın yeniden teyit edilmesinin salt sembolik bir davranış olmadığına, aksine, sistemik belirsizlik koşulları altında kurallara dayalı bir boğazlar rejiminin bölgesel düzenin merkezinde yer almaya devam ettiğine dair stratejik bir hatırlatma niteliği taşıdığına dikkat çekmektedir.[1]
Boğazların Hukuki Yapısı
20 Temmuz 1936'da Montrö'de imzalanan Sözleşme, Türkiye'nin iç suları statüsündeki Türk Boğazları üzerindeki tam egemenliğini teyit ederken, ticaret ve savaş gemileri için farklılaştırılmış bir geçiş rejimi tesis etmiştir.[2] Türkiye, doksan yıl boyunca hem savaş hem de barış dönemlerinde bu rejimi tarafsızlık, şeffaflık ve titizlikle uygulamış ve Sözleşme Karadeniz’de barış, güvenlik ve istikrarın temel güvencelerinden biri olarak kabul görmüştür. Devam eden Rusya-Ukrayna savaşı ve çatışmanın deniz alanına sıçrama riski bağlamında, Montrö’nün geçerliliğini ve etkinliğini koruması, özenle dengelenmiş uluslararası hukuki düzenlemelerin kalıcı değerini bir kez daha ortaya koymuştur. Esas olarak Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi tarafından şekillendirilen daha yeni denizcilik rejimlerinin aksine, Montrö çerçevesi 1936’dan bu yana hiçbir resmi değişikliğe ihtiyaç duymamış ve İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüzdeki Ukrayna çatışmasına kadar uzanan krizlerde uyarlanabilirliğini defalarca kanıtlamıştır.[3]
Kavramsal açıdan bakıldığında Montrö Sözleşmesi’nin, AVİM’in "Yapıcı Avrasyacılık" olarak adlandırdığı yaklaşımının köşe taşlarından birini oluşturduğunu söylemek mümkündür.[4] Bu yaklaşım, "Batı" ve "Doğu" arasındaki basitleştirilmiş ikili ayrımları reddeder ve bunun yerine Türkiye’yi, ittifak taahhütlerini stratejik özerklik ve bölgesel sorumlulukla birleştiren, istikrar sağlayıcı bir odak noktası olarak konumlandırır.[5] Boğazlar rejimi egemenlik, hukuki öngörülebilirlik ve iş birliğine dayalı güvenliğin etkileşim içinde olduğu bir model teşkil etmektedir. Türkiye, ticari gemiler için seyrüsefer serbestisini koruyup Karadeniz'e kıyısı olan ve olmayan ülkelerin donanmaları arasında dengeli bir çerçeve muhafaza ederken, 21. Madde kapsamındaki kısıtlayıcı yetkiler de dahil olmak üzere Boğazlar üzerinde tartışmasız bir kontrol icra etmektedir.
Seyrüsefer Serbestisi ve Antlaşma Bağlamı
Yakın zamandaki tartışmalar, bu hukuki ve tarihi dengeyi en az iki açıdan bozma riski taşımaktadır. Bazı aktörler, Karadeniz'e kıyısı olmayan donanmalara getirilen tonaj, süre ve bildirim gibi özenle müzakere edilmiş sınırlamaları göz ardı ederek, Montrö'nün daha esnek yorumlanması yönünde baskı yapmak amacıyla "seyir serbestisi" söylemini araçsallaştırmaktadır. Oysa bu tür öneriler, 'seyir serbestisi' kavramını antlaşma bağlamından koparma ve Montrö'deki kısıtlamaların, büyük güçler arasındaki denizcilik rekabetinin Karadeniz'i kalıcı bir blok çatışması alanına dönüştürmesini önlemek amacıyla tasarlandığını göz ardı etme eğilimindedir. İkinci olarak, bazı Avrupa merkezli anlatılar, Türkiye'nin Sözleşme'yi uygulamasını bölgesel düzene yapılmış egemen ve normatif temelli bir katkı olarak değil, teknik bir ayrıntı olarak ele almaya devam etmektedir. Bu tür eğilimlerin, soykırım, tarihsel adalet ve ittifak siyaseti tartışmaları da dahil olmak üzere AVİM'in uzun süredir başka alanlarda da eleştirdiği kavramsal saptırma ve seçici hafıza kalıplarını yansıtan bir içerik taşıdığnı söylemek mümkün görünmektedir.[6]
Türkiye’nin Muhafızlığı
Montrö Sözleşmesi’nin hukuki açıdan tutarlı bir okuması, Türkiye’nin Montrö rejimi çerçevesinde engelleyici bir muhafızlık yapmaktan ziyade Sözleşme hükümlerinin sorumlu bir uygulayıcısı olarak davrandığını ortaya koymaktadır. Ankara, ardı ardına gelen krizlerde Sözleşme hükümlerini titizlikle uygulayarak, tüm bölgesel ve bölge dışı paydaşlara tırmanmayı sınırlayan ve tek taraflı güç gösterisini kısıtlayan öngörülebilir bir çerçeve sağlamıştır. Bu sorumluluk üstlenen korruyucu rolü yalnızca teknik bir işlevden ibaret değildir; Karadeniz'i, istikrarın kıyıdaş devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine ve uzak güçlerin askerileştirici girişimlerinin önlenmesine bağlı olduğu bir havza olarak gören normatif bir bakış açısını bünyesinde barındırır.
Bu bağlamda, Dışişleri Bakanlığı’nın 90. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı ve Sözleşme’nin tarafsız, şeffaf ve titiz bir şekilde uygulanmasının yanı sıra kalıcı değerini de teyit eden açıklamalar, Türkiye’nin değişen dünya düzenine ilişkin daha geniş dış politika söylemiyle birlikte değerlendirilmelidir.[7] AVİM’in Türk Boğazları’nın hukuki rejimi ve Karadeniz güvenliği üzerine hazırladığı raporlar ve yorumlar, geçtiğimiz yıllar boyunca Montrö’yü Türk dış politikasının salt teknik bir eki olarak değil, bölgesel ve küresel bir emniyet sübabı olarak ele almış, bu hususu sürekli vurgulamıştır. AVİM’in "Yapıcı Avrasyacılık" perspektifinin de altını çizdiği üzere, Soğuk Savaş sonrası liberal düzenin aşınması, hukuka ve kurumlara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmamıştır. Aksine, jeopolitik çalkantılara direnebilen ve bölgesel temellere dayanan rejimlerin önemini artırmıştır. Montrö Sözleşmesi, kıyı güvenliği, büyük güçlerin çıkarları ve ticari seyrüseferin "ortak kullanım alanı" mantığı arasında bir denge kurması sayesinde, sürekli bir revizyona ihtiyaç duymadan güncelliğini koruyabilen nadir hukuki belgelerden biri olarak öne çıkmaktadır.[8]
Politika Açısından Çıkarımlar
Politika perspektifinden bakıldığında, bu durum üç temel çıkarımı beraberinde getirmektedir. Bu çıkarımlardan birincisi, Türkiye’nin, Sözleşme’nin metnine sadık ve emsal kararları gözeten bir şekilde uygulanmasında ısrar ederek, geçici siyasi pazarlıklar yoluyla Montrö’nün içinin boşaltılmasına veya yeniden yorumlanmasına yönelik girişimlere direnmeye devam etmesi gereğidir. İkincisi, bölgesel ve bölge dışı aktörlerin, Sözleşme’nin parametrelerini "modernizasyon" adı altında sorgulamanın, Karadeniz’deki son etkili istikrar mekanizmalarından birine zarar verebileceği husunu kabul etmeleridir. Üçüncü ise, akademik ve siyasi tartışmaların, Montrö deneyimini dar kapsamlı teknik bir uzmanlık alanı olarak ele almak yerine, bu deneyimi iş birliğine dayalı güvenlik, deniz hukuku ve Avrasya'da değişen ittifak yapısı üzerine yürütülen daha geniş kapsamlı değerlendirmelere entegre etmeleri ihtiyacıdır.
İmzalanmasının 90. yıl dönümünde Montrö Sözleşmesi savaşlar arası döneme ait bir diplomasi kalıntısı olarak değil, Türkiye’nin Karadeniz’deki düzeni ilkeli bir şekilde koruduğu, yaşayan bir çerçeve olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevenin kavramsal çarpıtmalara ve jeopolitik sabırsızlığa karşı korunması, bölgesel istikrarın güvence altına alınması ve Türkiye’nin önümüzdeki on yıllarda Avrasya’daki dengeli ve yapıcı rolünün sürdürülmesi açısından hayati önem taşımaya devam edecektir.
*Resim: Interactive Encyclopedia of the Palestine Question
[1] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “No: 140, 20 July 2026, Regarding the 90th Anniversary of the Signing of the Convention Regarding the Regime of the Straits,” July 20, 2026, https://www.mfa.gov.tr/no_-140_-montro-bogazlar-sozlesmesi-nin-imzalanmasinin-90-yil-donumu-hk.en.mfa ; Teoman Ertuğrul Tulun, “Constructive Eurasianism and Past Reflections,” Center for Eurasian Studies (AVİM). Erişim tarihi Temmuz 21, 2026, https://avim.org.tr/en/Yorum/CONSTRUCTIVE-EURASIANISM-AND-PAST-REFLECTIO
[2] Teoman Ertuğrul Tulun, The Montreux Convention: A Regional And Global Safety Valve, Report Series of Center for Eurasian Studies 17 (Ankara: Terazi Publishing and Center for Eurasian Studies, 2020)
[3] Tugba Altun, “Türkiye Marks 90th Anniversary of Montreux Convention, Reaffirms Commitment to Implementation,” Anadolu Agency, July 19, 2026, https://www.aa.com.tr/en/turkiye/turkiye-marks-90th-anniversary-of-montreux-convention-reaffirms-commitment-to-implementation/4003783. ; “Türkiye Reiterates Commitment to Montreux Convention,” Daily Sabah, July 20, 2026, https://www.dailysabah.com/politics/turkiye-reiterates-commitment-to-montreux-convention/news
[4] Teoman Ertuğrul Tulun, “Constructive Eurasianism: Revisiting Definitions,” AVİM Commentary, no. 2025/3, January 8, 2025, https://avim.org.tr/en/Yorum/CONSTRUCTIVE-EURASIANISM-REVISITING-DEFINITIONS
[5] Teoman Ertuğrul Tulun and Mehmet Oğuzhan Tulun, “A Constructive Approach: AVİM in a Polarized World,” Center for Eurasian Studies (AVİM), January 22, 2026, https://avim.org.tr/en/Yorum/A-CONSTRUCTIVE-APPROACH-AVIM-IN-A-POLARIZED-WORLD
[6] Özge Emine Özçelik, “Security In The Turkish Straits And The Black Sea,” Center for Eurasian Studies (AVİM), accessed July 21, 2026, https://avim.org.tr/en/Yorum/SECURITY-IN-THE-TURKISH-STRAITS-AND-THE-BLACK-SEA
[7] Ministry of Foreign Affairs, “No: 140, 20 July 2026.”
[8] Teoman Ertuğrul Tulun, The Montreux Convention: A Regional And Global Safety Valve.
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır
Henüz Yorum Yapılmamış.
-
YUNANİSTAN SAVUNMA BAKANI DENDİAS'IN ONİKİ ADALARIN "YUNAN HRİSTİYAN KİMLİĞİ" HAKKINDAKİ AÇIKLAMASI HAÇLI ZİHNİYETİNİ YANSITIYOR
Teoman Ertuğrul TULUN 13.03.2026 -
TARİHSEL HAFIZA, HUKUKİ KESİNLİK VE SEÇİCİ ANLATIMLAR: YUNANİSTAN’IN 14 EYLÜL AÇIKLAMASI
Teoman Ertuğrul TULUN 16.09.2026 -
KARADENİZ'DE TİCARİ GEMİLERE YÖNELİK SALDIRILAR: TÜRKİYE'NİN MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGESİ, MONTRÖ REJİMİ VE SAVAŞIN YAYILMA RİSKİ
Teoman Ertuğrul TULUN 29.12.2025 -
KRAL BHUMİBOL ADULYADEJ VEFATININ BÖLGESEL İSTİKRARA ETKİLERİ
Teoman Ertuğrul TULUN 29.11.2016 -
15. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNE GİDEN YOLDA AVİM
Teoman Ertuğrul TULUN 30.01.2023
-
AVRUPA’DA GEÇTİĞİMİZ HAFTA (25 EYLÜL – 1 EKİM 2017)
Hazel ÇAĞAN ELBİR 02.10.2017 -
HOVHANNES TUMANYAN’I ANARKEN
Çimnaz İ. DEMİRCİ 13.03.2019 -
AVİM’DEN YENİ BİR YAYIN: ERMENİ DİASPORASI
mot1985 07.01.2015 -
SINGAPUR’DA ÇHC BAŞKANI XI VE ÇC BAŞKANI MA ARASINDA TARİHİ GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİ
Mehmet Oğuzhan TULUN 09.11.2015 -
ERMENİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ’NİN 10. YIL ÖZEL SAYISI ÇIKTI
AVİM 21.04.2011
-
25.01.2016
THE ARMENIAN QUESTION - BASIC KNOWLEDGE AND DOCUMENTATION -
12.06.2024
THE TRUTH WILL OUT -
27.03.2023
RADİKAL ERMENİ UNSURLARCA GERÇEKLEŞTİRİLEN MEZALİMLER VE VANDALİZM -
17.03.2023
PATRIOTISM PERVERTED -
23.02.2023
MEN ARE LIKE THAT -
03.02.2023
BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN BORU HATTININ YAŞANAN TARİHİ -
16.12.2022
INTERNATIONAL SCHOLARS ON THE EVENTS OF 1915 -
07.12.2022
FAKE PHOTOS AND THE ARMENIAN PROPAGANDA -
07.12.2022
ERMENİ PROPAGANDASI VE SAHTE RESİMLER -
01.01.2022
A Letter From Japan - Strategically Mum: The Silence of the Armenians -
01.01.2022
Japonya'dan Bir Mektup - Stratejik Suskunluk: Ermenilerin Sessizliği -
03.06.2020
Anastas Mikoyan: Confessions of an Armenian Bolshevik -
08.04.2020
Sovyet Sonrası Ukrayna’da Devlet, Toplum ve Siyaset - Değişen Dinamikler, Dönüşen Kimlikler -
12.06.2018
Ermeni Sorunuyla İlgili İngiliz Belgeleri (1912-1923) - British Documents on Armenian Question (1912-1923) -
02.12.2016
Turkish-Russian Academics: A Historical Study on the Caucasus -
01.07.2016
Gürcistan'daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset -
10.03.2016
Armenian Diaspora: Diaspora, State and the Imagination of the Republic of Armenia -
24.01.2016
ERMENİ SORUNU - TEMEL BİLGİ VE BELGELER (2. BASKI)
-
AVİM Konferans Salonu 08.05.2026
“GÜNÜMÜZDE DİNİN SİYASET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: PATRİKHANE ÖRNEĞİ” BAŞLIKLI KONFERANS
