ERMENİSTAN’DA KİLİSE-HÜKÜMET GERİLİMİ VE İSTANBUL ERMENİ PATRİKHANESİ’NİN TUTUMU
Yorum No : 2026 / 81
14.08.2026
6 dk okuma

Daha önce birkaç vesileyle yazdığımız gibi; İstanbul Ermeni Patriği (resmi adıyla Türkiye Ermenileri Patriği) II. Sahak Maşalyan son zamanlarda ilk göreve başladığı zamana kıyasla farklı davranmaya başlamıştır. Göreve geldiği dönemde kendisini Türk Ermeni topluluğunun sorunlarına resmi makamlarla ahenk içerisinde çözüm bulmaya adayan II. Sahak, artık günümüzde bariz bir şekilde siyasi hareket etmeye ve Türkiye’nin Güney Kafkasya politikasını ve Ermenistan ile normalleşme sürecini dikkate almayan açıklamalar yapmaya başlamıştır. Bu konuda şu örnekler verilebilir:

  • Tarihi ve toplumsal gerçeklerle çelişir şekilde Türk Ermenilerine “diaspora” olarak hitap etmiştir,[1]
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgesi olan Lozan Antlaşmasına ve Cumhuriyet’in laik anayasal düzenine aykırı bir biçimde İstanbul Ermeni Patrikhanesi için tüzel kişilik talep etmiştir,
  • Ermenistan Cumhuriyeti’nin bir iç meselesi olan Nikol Paşinyan hükümeti-Eçmiadzin Katolikosluğu yönetimi tartışmasında kilise dayanışması gerekçesiyle Katolikos II. Karekin lehine taraf olmuştur.

Bu tutumun ışığında II. Sahak, Türk Ermenilerine dini önderlik etme görevine aykırı biçimde siyasi bir tutum içine girdiği izlenimini vermektedir. Eçmiadzin Katolikosluğu yönetimi ile Paşinyan hükümeti arasındaki son gelişmeler[2] ise II. Sahak’ı bir kez daha din ve siyaset ikileminin tarafı yapmıştır.

Ermenistan’da Eçmiadzin Katolikosu II. Karekin’e eleştirel yaklaşan bir papazın kilise yönetimi tarafından görevden alınması karşısında söz konusu papaz mahkemeye başvurarak kilise yönetimi kararına itiraz etmiş, itiraz sonrasında başlayan soruşturma çerçevesinde II. Karekin ve Katolikosluğun Yüksek Ruhani Konsey’in beş üyesi yargılanmaya başlamıştır. 10 Ağustos’ta II. Sahak önderliğindeki İstanbul Ermeni Patrikhanesi durumu eleştiren aşağıdaki bildiriyi yayınlamıştır:[3]

"Ermeni Apostolik Kilisesi’ne yönelik son dönemlerde benimsenmiş olan olumsuz tutumun Ermenistan’da ve diasporada yaşayan halkımız için derin bir üzüntü kaynağı olduğu bilinen bir gerçektir. Ana Taht Surp Eçmiadzin Kilisesi yüzyıllar boyunca halkımızın imanı açısından bir çekim kuvveti, ulusal ve dinî bütünlüğümüzün temel direğidir. […]

Bu bağlamda tüm Ermeniler Katolikosu ile kilisenin yüksek rütbeli episkoposlarına karşı yürütülen yargı süreci ve onlara yönelik suçlamalarla ilintili olarak dünyevi makamlar karşısında hesap vermeye çağrılmaları Ermeni Kilisesi’nin onurunu incitmektedir. […]

Ermeni Kilisesi diasporada da halkımızın dinî, millî ve toplumsal yaşamında önemli bir role sahiptir. Dolayısıyla Ana Taht’ın egemenliğini zayıflatacak veya dokunulmazlığına yönelik her adım kilise ve toplum arasında asırlar içinde kenetlenmiş bağları da zayıflatacaktır. […] Dolayısıyla Kilise’yle ilgili konularda tüm Ermenileri Katolikosu’nun ve ona bağlı kurumların söylemlerinde suç unsuru aramayı anlamsız ve yaralayıcı buluyoruz. […]

Türkiye Ermenileri Patrikliği olarak tüm Ermeniler Katolikosu’na ve onun yüksek dereceli episkoposlarına dayanışmamızı ilan ediyoruz. Tüm sorumluları Ermeni Kilisesi’nin ve ruhanilerinin kararlarını sivil yargı makamlarına taşımamaları konusunda uyarıda bulunuyoruz. […]

Burada dikkat çeken birkaç önemli husus vardır:

Eçmiadzin Katolikosluğu ve İstanbul Patrikhanesi, Ermeni Apostolik Kilisesi’nin dört ana idari merkezinden ikisidir. Eçmiadzin Katolikosluğu kıdem açısından birinci sayılmasına rağmen idari merkezler bağımsız faaliyet göstermektedir ve diğer merkezlere hesap verme yükümlülükleri yoktur. Bunun ötesinde İstanbul Patrikhanesi; Osmanlı Devleti’nin geniş bir coğrafyada yüzyıllarca süren baskın siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel gücü sebebiyle prestij bakımından Eçmiadzin Katolikosluğu’nun önüne geçmiş, Ermeni dünyasında bir çekim gücü haline gelmiştir. İstanbul Patrikhanesi 10 Ağustos bildirisiyle Eçmiadzin Katolikosluğu’nu fazlasıyla ön plana çıkarmış ve Patrikhane’nin tarihi prestijini zedelemiştir.

İstanbul Patrikhanesi Türkiye’de faaliyet gösteren bir kamusal kurumdur ve yetkisi Türkiye’nin Ortodoks Ermeni kökenli vatandaşlarının dini ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak ile sınırlıdır. Ancak 10 Ağustos bildirisinde sürekli olarak küresel çapta Ermeni halkına vurgu yapılmış ve Ermeni Diasporasına dikkat çekilmiştir. Türkiye’nin Ermeni kökenli vatandaşları (yani Türk Ermeniler) toplumsal yaşantılarının ezici çoğunluğunu Türkiye’nin geri kalan vatandaşları ile sürdürmektedir, yani kaderleri fiiliyatta Ermenistan’da veya Diasporada yaşayan Ermenilerle değil, Türkler ile ortaktır. İstanbul Patrikhanesi bir Türk kamusal kurumu olduğunu dikkate almayıp pan-Ermeni milliyetçiliğine vurgu yapmıştır. Unutulmamalıdır ki pan-Ermeni milliyetçiliği tarihte hem Osmanlı Devleti’ne hem de Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı çeşitli vesilelerle düşmanlık beslenmesi için araçsallaştırılmıştır.

Şu anda Türkiye ile komşusu Ermenistan arasında hassas dengeler üzerine oturtulmuş bir normalleşme süreci devam etmektedir. Ermenistan ile sağlıklı ve sürdürülebilir bir ilişki kurulması Türkiye’nin Güney Kafkasya ve ötesindeki dış politika öncelikleri arasında yer almaktadır. Eçmiadzin Katolikosluğu yönetiminin yargılanma süreci ise karmaşık siyasi ve toplumsal unsurlar içeren Ermenistan’ın bir iç meselesidir. Kilise dayanışması adı altında bile olsa bir Türk kamusal kurumu olan İstanbul Patrikhanesi’nin Ermenistan’ın iç meselesine müdahil olması Türkiye’nin dış politika çıkarlarıyla çakışmaktadır ve şüphesiz Ermenistan hükümetinde rahatsızlık yaratmaktadır. Buna ilaveten II. Karekin yıllardır Türkiye ve Türk karşıtlığı ile bilinmektedir ve kendisi Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecine karşı çıkan çevrelerde bir siyasi muhalefet lideri gibi davranmaktadır. İstanbul Patrikhanesi’nin böylesine tartışmalı bir kişiye destek çıkması tarihten gelen prestijli konumuna yakışmamakta, kamusal kimliğiyle de uyuşmamaktadır. 

 

*Resim: II. Sahak Maşalyan (solda), II. Karekin (sağda) - Kaynak: News.am/Agos

 


[1] Selenay Erva Yalçın, “Türkiye Ermenileri Patriği Sahak II’nin Son Açıklamaları Ve Görevinin Sınırları”, Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM), Yorum No: 2026/23, 3 Mart 2026, https://avim.org.tr/tr/Yorum/TURKIYE-ERMENILERI-PATRIGI-SAHAK-II-NIN-SON-ACIKLAMALARI-VE-GOREVININ-SINIRLARI

[2] Selenay Erva Yalçın, “Ermenistan’da Kilise Yönetimi Ve Hükümet Arasındaki Laiklik Gerilimi”, Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM), Yorum No: 2026/79, 5 Ağustos 2026, https://avim.org.tr/tr/Yorum/ERMENISTAN-DA-KILISE-YONETIMI-VE-HUKUMET-ARASINDAKI-LAIKLIK-GERILIMI

[3] “Türkiye Ermenileri Patrikliği hukuki süreci eleştirdi”, Agos, 10 Ağustos 2026, https://www.agos.com.tr/tr/haber/turkiye-ermenileri-patrikligi-hukuki-sureci-elestirdi-41470


© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.