
İstanbul’da yayımlanan Agos gazetesinin 27 Ağustos 2026 tarihli “Ermeni devrimcilerin isyanı: Osmanlı Bankası baskını” başlıklı haberi, 26 Ağustos 1896’da Taşnaksütyun (Ermeni Devrimci Federasyonu, ARF) mensuplarının Osmanlı Bankası merkezini silah ve patlayıcıyla basmasını “Ermeni devrimcilerin isyanı” olarak adlandırmaktadır. Eylemin amacı, makaleye göre, Avrupa sermayesine mesaj vermek ve Anadolu’daki katliamları dünyaya duyurmaktır. Failler “devrimci”dir; banka uluslararası bir sahne, sonrasındaki sivil şiddet ise eylemin trajik bedelidir[1].
Bu çerçeve, eylemi ahlaki olarak “millî uyanış” içine yerleştirir. Oysa aynı olay, hem arşiv belgelerinde hem de dönemin İstanbul Ermeni basınının kendi iç tartışmasında çok daha farklı okunmuştur. Hülya Eraslan’ın Ermeni Araştırmaları dergisinin 58. sayısında yayımlanan “Ermeni Basını ve Osmanlı Bankası Baskını (1896): Ceride-i Şarkiye ve İravunk Gazeteleri Arasındaki ‘Vazife-i Sadakat’ ve ‘Vazife-i İhanet’ Tartışması” başlıklı makalesi, Agos’un 2026’daki dilini doğrudan çürütür[2].
Eylemin Niteliği: “İsyan” Değil, Planlı Tedhiş ve Daha Büyük Bir Operasyonun Vitrini
Eraslan’ın tespitine göre baskını düzenleyen Taşnak Komitesi, “şehrin en ünlü binası ve mali merkezi” olan Osmanlı Bankası’nı ele geçirerek iki hedef gütmüştür: Avrupa devletlerini “Ermeni sorunu”na aktif müdahaleye zorlamak ve “çok parçalı İstanbul Ermeni cemaatini yürütülen mücadele karşısında heyecanlandırıp ayaklandırmak”, böylece bağımsız Ermenistan çabasına yedeklemektir[3]. Bu, savunma refleksi değil, siyasal şantajdır.
Olay 26 Ağustos 1896 öğleden sonra, 26 kişilik bir grup tarafından gerçekleştirilmiştir. Aktif isimler Karekin Pastırmacıyan (Armen Garo), Hayk Tiryakiyan ve Papken Suni (Bedros Paryan)’dir. “Çok sayıda dinamit, bomba ve revolver” kullanılmış, yaklaşık 140 banka çalışanı rehin alınmıştır. Banka çalışanları ve hizmetlileri arasında dört ölü, sekiz yaralı; eylemciler arasında dört ölü, altı yaralı vardır[4]. Osmanlı hükümeti, daha büyük kaybı göze alamayarak yabancı aracılar üzerinden eylemcilerin ertesi gün Marsilya’ya çıkarılmasını kabul etmiştir. Bu da eylemin “yerel isyan” değil, Avrupa sermayesini ve elçilikleri rehin alan bir uluslararası kriz üretme operasyonu olduğunu gösterir.
Daha kritik olan nokta şudur: Eraslan, banka baskınının tekil bir “isyan anı” olmadığını, “büyük planın vitrini olarak tasarlandığına” işaret etmektedir. Baskından önce ilk karışıklıklar Samatya’da başlamış; ardından Beyoğlu, Fındıklı, Galata’da Boğazkesen, Bahçekapısı, Tahtakale, Karagümrük, Eyüp, Fener, Şehzadebaşı, Şehremini, Kasımpaşa ve Hasköy’e yayılmış, olaylar iki gün sürmüştür[5]. Agos metni, eylemi neredeyse yalnızca banka salonundaki “siyasi mesaj”a indirgemektedir. Eraslan’ın belgelediği tablo ise eşzamanlı mahalle saldırılarını içeren örgütlü bir tedhiş zinciridir.
Eraslan’ın sonucu nettir: “Kapitalist piyasayı düzenleyen, Osmanlı devlet maliyesini yöneten bankayı işgal girişimi Ermeni komitacıların bekledikleri sonuçları yaratmasa da etkili olmuş; Avrupa kamuoyunun gündemini yoğun bir biçimde meşgul etmiş, insani sonuçları açısından da binlerce cana mal olmuştur[6].” Komiteciler açısından eylem başarısızdır; fakat Osmanlı Devleti ile büyük güçler arasında kriz çıkarmış, İstanbul Ermeni cemaatinin iktisadi ve toplumsal düzenini bozmuştur[7].
Bu olgusal çerçeve, Agos’un “devrimci isyan” başlığını geçersiz kılar. İsyan, bir halkın kitlesel ayaklanmasıdır. Burada ise küçük bir komite, yabancı sermayeli bir bankayı ve şehrin mahallelerini silahla hedef almış, ardından kendi cemaatinin de ağır bedel ödediği bir şiddet sarmalı üretmiştir.
Asıl Çürütme: 1896’nın İstanbul Ermeni Gazetesi, 2026’nın Agos’undan Daha Temkinlidir
Agos’un en zayıf noktası tarihsel değil, iç Ermeni tartışmasının unutulmasıdır. Eraslan’ın makalesinin özgün katkısı burada dikkat çekmektedir.
İstanbul’da Ermeni harfli Türkçe yayımlanan Ceride-i Şarkiye, baskın günü olaya yer vermemiş; ardından suskun kalmış, yirmi gün sonra ise Ermeni toplumuna sükûnet ve Osmanlı yönetimine sadakat tavsiye etmiştir. 3 Eylül 1896’daki “Necat Sadakattir” yazısı ve 18 Eylül’deki “Vazife-i Sadakat” başlığı bu hattın özetidir[8]. Gazeteye göre dik başlılığın olduğu yerde refah olmaz; “sadakat olmayan bir hanede bahtiyarlık tasavvur olunamaz.” Siyasette sadakatin en önemli kısmı “heyeti içtimaiyenin intizamına” hizmet eder. Ermeni milleti “Devlet-i Âliyye-i Osmâniyye’nin taht-ı tebaiyetinde” altı yüz yıldır emniyet ve refah bulmuştur. Bu düzeni “çekemeyenler”, “tesvilât-ı ebleh-firîbâne” ile fesadı çıkarmış, milleti “manen ve maddeten” zarara uğratmıştır. “Erbâb-ı fesâd” hükümetin Ermenilere duyduğu emniyeti yok etmiş, milleti perişan etmeye girişmiştir. “Bir grup cahil ve kötü niyetli Ermeni isyana kalkışmıştır[9].”
Ceride-i Şarkiye, padişah–tebaa ilişkisini baba–evlat ilişkisine benzetir: evladın babasını yabancılara şikâyet etmesini hiçbir baba kabul etmez; “ecânipte ilticagâh arayan tebaaya da sâdık nazarıyla bakılmayacağı aşikârdır.” Başka bir değişle, 1896’daki İstanbul Ermeni basınının liberal kanadı, banka baskınını kahramanlık değil, cemaati tehlikeye atan fesat olarak görmüştür[10].
Karşı kutup, Varna’da çıkan ihtilalci İravunk’tur. Sansürden uzak olduğu için Osmanlı hükümetini suçlamış, olayları “basit bir banka baskınından çok bir ihtilal girişimi” saymış, 1890’lardan beri Anadolu ve İstanbul’daki komitacı şiddeti aynı sürekliliğe yerleştirmiştir[11]. İravunk, Ceride-i Şarkiye’nin “Vazife-i Sadakat” yazısını “Vazife-i İhanet”e çevirmekle itham etmektedir[12]. Yani daha 1896’da Ermeni kamuoyu ikiye bölünmüştür: İstanbul’daki sadakat/sükûnet hattı ile sürgün/ihtilâl hattı.
Agos’un 2026 başlığı, 1896’nın İstanbul gazetesine değil, Varna’daki ihtilâl organına yakındır. Bu, ironik olduğu kadar analitik olarak da belirleyicidir. Çünkü Agos, Hrant Dink sonrası İstanbul Ermeni basınının diyalog ve birlikte yaşama iddiasını temsil eder. Oysa “devrimcilerin isyanı” dili, cemaatin 1896’daki kendi temkinli kanadını siler; komitacı anlatıyı tek meşru bellek haline getirir. Eraslan’ın makalesinde vurguladığı gibi, İstanbul Ermenilerinin bir kısmı daha o gün eylemi “cahil ve kötü niyetli” bir kalkışma, milletin emniyetini yok eden fesat olarak tanımlamıştır. 130 yıl sonra aynı şehri paylaşan bir gazetenin bu iç tanıklığı yok sayması, bilimsel değil ideolojik bir tercihtir.
Agos Anlatısının Seçici Körlüğü
Agos haberi Armen Garo’nun sonraki mebusluğunu, Van’daki rolünü ve ABD temsilciliğini öne çıkarır; eylemi “sesini duyurma” vurgusuna bağlamaktadır[13]. Eraslan ise aynı şahısları Taşnak’ın silahlı kadrosu olarak konumlandırmakta ve eylemin cemaati “ayaklandırma” amacını açıkça ortaya koymaktadır[14]. Birinin parlamenter biyografisi, 1896’daki rehine ve bomba operasyonunu “isyan” yapmaz.
Sonuç olarak, Eraslan’ın vurguladığı üzere komiteciler “banka baskınından önceki olaylarda aradıklarını bulamamış”, son eylemin yaratacağı etkiye inanmışlardır[15]. Hedef, Avrupa müdahalesidir; araç, başkentte kaos ve rehine krizidir. Sivil Ermenilerin ödediği bedel, bu stratejinin öngörülebilir sonucudur. Bunu söylemek mağduru suçlamak değil, siyasal şiddetin ahlaki muhasebesini yapmaktır.
Güncel Süreklilik: Paşinyan Hattı, Diaspora ve Terörist Melkonyan
Agos’taki dil, yalnızca 1896 nostaljisi değildir. Nikol Paşinyan hükümetinin Türkiye ile önkoşulsuz normalleşme arayışı ve “soykırımın silahlaştırılması”na girilmemesinin Ermenistan’ın yararına olduğu yönündeki açıklamaları, Taşnak geleneğini, Kocharyan–Sarkisyan kadrolarını ve diasporanın militan kanadını harekete geçirmiştir[16]. ARF ve Diaspora’nın Paşinyan yönetimi karşısında duran bloğu, bellek siyasetini hem kimlik hem iktidar aracı olarak kullanmayı sürdürmektedir.
Aynı mitolojinin güncel taşıyıcısı Monte Melkonyan’dır. ASALA mensubiyeti, 31 Temmuz 1980 Atina saldırısında Galip Özmen ve 14 yaşındaki kızı Neslihan Özmen’in öldürülmesine bağlanması, 1986 Paris mahkûmiyeti[17] ve Karabağ’daki komutanlığı, Ermenistan’da “ulusal kahraman” ritüeline dönüştürülmüştür[18]. Adına askerî okul açılmış; 2026’da gündeme gelen "Monte" filmi, Eğitim Bakanlığı ve Erivan Belediyesi desteğiyle sürdürülmüş, Savunma Bakanlığı ise askerî sahneler gerekçesiyle desteği çekmiştir[19]. 1896’daki “devrimci” etiketi ile 1980’lerdeki “kahraman” etiketi aynı işlevi görür: yasadışı şiddeti millî erdeme çevirmek.
Eraslan’ın 1896 basın ayrımı burada da geçerlidir. İstanbul’daki Ceride-i Şarkiye hattı, cemaatin güvenliği ve sadakat yükümlülüğü üzerinden konuşur. İravunk hattı ise hükümeti suçlar, eylemi ihtilal sayar. Bugünün diasporası ve muhalefeti ikinci hattı; Paşinyan yönetiminin yaklaşımı ise, eksik ve tartışmalı da olsa, birinci hattın jeopolitik versiyonunu temsil eder. Agos’un tercihi, fiilen ikinci hattadır.
Sonuç
Agos’un “Ermeni devrimcilerin isyanı” formülü, 1896 olayını tarihsel olarak yanlış sınıflandırır. Eraslan’ın Ermeni Araştırmaları çalışması üç bakımdan bunu çürütür. Birincisi, eylem Taşnakların Avrupa’yı zorlamak ve İstanbul Ermenilerini ayaklandırmak üzere tasarladığı planlı bir banka işgali ve şehir sathına yayılan tedhiştir; “isyan” değildir. İkincisi, beklenen siyasi sonucu vermemiş, buna karşılık binlerce cana ve cemaatin iktisadi çözülmesine sebep olmuştur. Üçüncüsü ve en önemlisi, dönemin İstanbul Ermeni gazetesi Ceride-i Şarkiye, failleri “cahil”, “kötü niyetli” ve “erbâb-ı fesâd” olarak görmüş, kurtuluşu sadakatte aramıştır; ihtilalci yüceltme ise İravunk’a aittir.
Dolayısıyla Agos’un 2026 yılında kaleme aldığı metin, İstanbul Ermeni tarihinin kendi içindeki itirazı silerek tek taraflı bir kahramanlık anlatısı kurmaktadır. Bunun özü, bilimsel tarih yazımı değil, Türkiye karşıtı bellek siyasetidir. Akıllara, 1896’daki Ceride-i Şarkiye’nin bile gördüğü gerçeği gelmektedir: silahlı komitenin “mesajı”, önce kendi cemaatinin emniyetini yok eder. Terörü “millî romantizm”le aklamak, ne 1896’yı açıklar ne 2026’daki normalleşmeyi mümkün kılar.
[1] Melike Karaosmanoğlu, “Ermeni Devrimcilerin İsyanı: Osmanlı Baskını,” AGOS, agos.com.tr, 27 Ağustos 2026, https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermeni-devrimcilerin-isyani-osmanli-bankasi-baskini-41662.
[2] Hülya Eraslan, “Ermeni Basını ve Osmanlı Bankası Baskını (1896): Ceride-i Şarkiye ve İravunk Gazeteleri Arasındaki ‘Vazife-i Sadakat’ ve ‘Vazife-i İhanet’ Tartışması,” Ermeni Araştırmaları, Sayı 58, 2017, s. 115, https://avim.org.tr/tr/Dergi/Ermeni-Arastirmalari/58/pdf.
[3] Eraslan, 2017, s. 115.
[4] Eraslan, 2017, s. 116–117.
[5] Eraslan, 2017, s. 122.
[6] Eraslan, 2017, s. 115.
[7] Eraslan, 2017, s. 120, 138.
[8] Eraslan, 2017, s. 126–127, 133.
[9] Eraslan, 2017, s. 126–127.
[10] Eraslan, 2017, s. 131.
[11] Eraslan, 2017, s. 138.
[12] Eraslan, 2017, s. 137.
[13] Agos, 27 Ağustos 2026.
[14] Eraslan, 2017, s. 115.
[15] Eraslan, 2017, s. 120.
[16] “Erdogan Rejects Israel’s Armenian Genocide Move and Points to Gaza Deaths,” AP News, apnews.com, 30 Haziran 2026, https://apnews.com/article/turkey-erdogan-dismisses-israel-genocide-move-979a00f8f30f68ceecb105b25eb1742d.
[17] Le Monde, 15 Aralık 1986.
[18] Hazel Çağan Elbir, “Monte Melkonian ve Terörist Kimliği,” AVİM, avim.org.tr, 29 Kasım 2024, https://avim.org.tr/tr/Yorum/MONTE-MELKONIAN-VE-TERORIST-KIMLIGI.
[19] “Armenia’s Defence Ministry refuses to support film about terrorist Monte Melkonian,” Caliber, caliber.az, 26 Ağustos 2026, 2026, https://caliber.az/en/post/armenia-s-defence-ministry-refuses-to-support-film-about-terrorist-monte-melkonian.
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır
Henüz Yorum Yapılmamış.
-
AB LİDERLER ZİRVESİ KARARLARI ŞAŞIRTMADI
Hazel ÇAĞAN ELBİR 30.06.2021 -
KUZEY AVRUPA’DA NEO-NAZİ AKIMININ GÜÇ KAZANMASI
Hazel ÇAĞAN ELBİR 17.09.2018 -
ERMENİ TERÖRÜ YENİDEN YÜZÜNÜ GÖSTERMEYE BAŞLADI
Hazel ÇAĞAN ELBİR 01.02.2021 -
YENİ AVRUPA KOMİSYONU 1 ARALIK’TA GÖREVİNE BAŞLIYOR: PEKİ ÖNCELİKLERİ NELER OLMALI?
Hazel ÇAĞAN ELBİR 29.11.2019 -
TÜRKİYE – ALMANYA İLİŞKİLERİ ALMANYA’DAKİ SEÇİMLERDEN SONRA NASIL OLACAK?
Hazel ÇAĞAN ELBİR 11.10.2021
-
KARABAĞ’IN ÖZGÜRLEŞTİRİLMESİNİN ÜSTÜNDEN GEÇEN 1 YIL
Tutku DİLAVER 09.11.2021 -
TÜRK DÜNYASININ ENTEGRASYONU VE BÖLGESEL GÜÇ DENGELERİNE YANSIMALARI
İlaha KHANTAMİROVA 01.06.2026 -
POLONYA SOYKIRIM YASASI İLE İLGİLİ ÇİFTE STANDART
Teoman Ertuğrul TULUN 27.02.2018 -
PROF. DR. ERİK-JAN ZÜRCHER’İN YÜZÜNCÜ YIL BEYANATIYLA İLGİLİ BAZI ELEŞTİRİLER
Mehmet Oğuzhan TULUN 17.05.2015 -
TÜRKİYE ERMENİLERİ PATRİĞİ SEÇİM SÜRECİ HAREKETLENDİ
Mehmet Oğuzhan TULUN 26.05.2017
-
25.01.2016
THE ARMENIAN QUESTION - BASIC KNOWLEDGE AND DOCUMENTATION -
12.06.2024
THE TRUTH WILL OUT -
27.03.2023
RADİKAL ERMENİ UNSURLARCA GERÇEKLEŞTİRİLEN MEZALİMLER VE VANDALİZM -
17.03.2023
PATRIOTISM PERVERTED -
23.02.2023
MEN ARE LIKE THAT -
03.02.2023
BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN BORU HATTININ YAŞANAN TARİHİ -
16.12.2022
INTERNATIONAL SCHOLARS ON THE EVENTS OF 1915 -
07.12.2022
FAKE PHOTOS AND THE ARMENIAN PROPAGANDA -
07.12.2022
ERMENİ PROPAGANDASI VE SAHTE RESİMLER -
01.01.2022
A Letter From Japan - Strategically Mum: The Silence of the Armenians -
01.01.2022
Japonya'dan Bir Mektup - Stratejik Suskunluk: Ermenilerin Sessizliği -
03.06.2020
Anastas Mikoyan: Confessions of an Armenian Bolshevik -
08.04.2020
Sovyet Sonrası Ukrayna’da Devlet, Toplum ve Siyaset - Değişen Dinamikler, Dönüşen Kimlikler -
12.06.2018
Ermeni Sorunuyla İlgili İngiliz Belgeleri (1912-1923) - British Documents on Armenian Question (1912-1923) -
02.12.2016
Turkish-Russian Academics: A Historical Study on the Caucasus -
01.07.2016
Gürcistan'daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset -
10.03.2016
Armenian Diaspora: Diaspora, State and the Imagination of the Republic of Armenia -
24.01.2016
ERMENİ SORUNU - TEMEL BİLGİ VE BELGELER (2. BASKI)
-
AVİM Konferans Salonu 08.05.2026
“GÜNÜMÜZDE DİNİN SİYASET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: PATRİKHANE ÖRNEĞİ” BAŞLIKLI KONFERANS
