KAÇIRILAN BİR FIRSAT: TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ'NİN ORTA ASYA'DA İŞBİRLİĞİ
Yorum No : 2023 / 44
19.10.2023
6 dk okuma

Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, Orta Asya ve Kafkasya'da bağımsız devletlerin ortaya çıkmasının ardından uluslararası toplum, bu yeni devletlerin laik "Türk modeli"ni benimsemeleri konusunda teşvikte bulunmuştu. Ayrıca bu devletlerin, Türkiye ile güçlü tarihi, kültürel, etnik ve dilsel bağları olması, Türkiye’nin bölgede önemli bir istikrar sağlayıcı aktör olarak görülebileceği fikrini sağlamıştır. Sovyet sonrası alana ilişkin Türkiye ve Avrupa Birliği’nin yüksek beklentilerinin olduğu bu olumlu dönemi takip eden 1990'ların ikinci yarısına gelindiğinde ise bölgedeki yeni zorluklar ve çatışan çıkarlar ön plana çıkmıştır.

Türkiye, Orta Asya’ya yönelik dış politikasında, 2000'lerden itibaren ise yüksek beklentilerle değil ama rasyonel zeminde kurumsallaşma temelli bir yaklaşım yürütme hedefini ortaya koymuştur. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan’ın katılımıyla 1992’den itibaren gerçekleştirilen Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları zirveleri aksamalı olarak gerçekleşse de bir forum olarak işbirliği ve etkileşim sürecini ilerletmişti. Bu zirveler “yeni bölgeselcilik”[1] çabalarına da uygun olarak, 2009 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye arasında imzalanan Nahçıvan Antlaşması ile Türk Konseyi adıyla bir uluslararası örgüt olarak kurumsallaşmıştır. Macaristan’ı da gözlemci statüsünde bünyesine katarak bölgesel sınırları aşan örgüt,  2021 yılında uluslararası standartlara kavuşarak Türk Devletleri Teşkilatı’na evrilmiştir. Bu çerçevede Türkiye’nin bölge ülkeleri ile işbirliğinin “bölgesel topluluk” niteliğine eriştiği ifade edilmektedir. [2] Bu aşamada “toplumsal iletişimin derinleşmesi, bölgesel aktörlerin değer ve eylemlerinin belli ölçüde yakınlaşması ve bölgenin aktif, kurumsallaşmış bir aktöre dönüşmesi” gözlenmektedir. [3]

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Doğu Avrupa’da genişlemeyi önceleyen Avrupa Birliği ise Orta Asya ülkeleri ile 1997 yılından itibaren istikrarlı ilişkiler geliştirmeye başlayabilmiştir. Taliban'ın Afganistan'da iktidara gelmesi sonucu ortaya çıkan güvenlik endişelerinin bunda etkisi olmuştur. Bu dönemde Orta Asya ülkeleriyle ikili düzeyde “Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmaları” müzakere edilmeye başlanmıştır. 2002 yılında kabul edilen “Orta Asya Strateji Belgesi 2002-2006”, “Bağımsız Devletler Topluluğu Üyelerine Teknik Yardım” (TACIS) programları ile ise bölgenin istikrar ve güvenliğine katkıda bulunma, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve yoksulluğun azaltılmasını destekleme amaçları ortaya konulmuştur.

Avrupa Birliği'nin Orta Asya'ya yönelik tam kapsamlı bir politika oluşturması 2007'de kabul edilen "Orta Asya ile Yeni Bir Ortaklık İçin Strateji" belgesi ile olmuştur. Bu politikanın geliştirilmesi,  AB'nin bu bölgeye yönelik stratejik ilgisinin artması ve 2007 yılında Birliğin başkanlığını üstlenmiş olan Almanya'nın Orta Asya'yı politika önceliklerinden biri olarak belirlemesinin sonucudur. Özellikle, Rusya'nın Avrupa ülkelerine enerji tedarikinde yaşanan zorluklar, AB'nin bu bölgedeki politikalarını şekillendiren faktörlerden biri olarak ön plana çıkmıştır. Bu çerçevede, dünya genelinde enerji kaynaklarına daha geniş bir erişim sağlama hedefi doğrultusunda Orta Asya ülkeleri AB’nin işbirliği yapacağı öncelikli bölgeler arasında olarak ifade edilmiştir.

2014 yılında AB’nin Orta Asya için ayırdığı fonlarda artışa gitmesi ve 2019 yılında diğer bir strateji oluşturma girişimi yine Rusya-Ukrayna meselesine ve daha sonra Çin’in Kuşak ve Yol Projesi dolayısıyla bölgede artan etkinliğine tepkisel olarak gelişmiştir. Brüksel 2018’de Avrupa-Asya Bağlantı Stratejisini ve 12 yıl gibi uzun bir zamandan sonra 2019’da ikinci bir "Orta Asya Stratejisi”ni önermiştir. Bu stratejiye göre AB’nin bölgede esnekliği, refahı ve bölgesel iş birliğini desteklemeye odaklanacağı ifade edilmiştir. 2019 stratejisi, 2007 stratejisine benzer şekilde, işbirliğini zorlaştıran çok sayıda alanı kapsaması nedeniyle etkin bir şekilde uygulanmasının zor olacağına dair bir izlenim uyandırmıştır.[4]

AB'nin Orta Asya politikasının muzdarip olduğu konu, bu politikanın reaktif bir gelişim sürecinde oluşması ve AB’nin gerçekçi olmayan taahhütlerde bulunma eğilimlerinin sonucunda ortaya çıkan başarısızlıktır. 2022 Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında AB'nin yaşadığı enerji krizi, Orta Asya ile olan ilişkilerde ilerleme kaydedilememesinin sonuçlarını gözler önüne sermiştir. Türkiye'nin bölgedeki önemli girişimlerinin AB tarafından göz ardı edilmesi, Orta Asya'da tüm taraflar için kazanım sağlayabilecek bir fırsatın kaçırılmasına neden olmuştur. Maalesef bu dar ve önyargılı yaklaşımdan AB gerekli dersleri çıkartamamış, günümüzde dahi, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi Orta Asya Dairesi Başkanı, Orta Asya ülkelerini “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci olarak katılımını onaylamaları halinde "olumsuz sonuçlarla" karşılaşacakları” ile uyararak, talihsiz açıklamalar yapılabilmiştir.[5]

Bu gelişmeler, AB’nin kendisine dayattığı kısıtlamaların ötesine geçemediğini göstermektedir. Orta Asya'nın hayata geçirilmeyi bekleyen önemli potansiyelleri mevcuttur. Diğer bölgesel ve küresel aktörlerin Orta Asya'da çeşitli platformlarda işbirliği yaptığı ortamda, AB’nin Türkiye ile Orta Asya'da iş birliği gereğinin bilincine varması önem taşımaktadır.

 


[1] Atay Akdevelioğlu, Çınar Özen, Klevis Kolasi, "Bölgesel Düzen Anlayışında Değişim: Hegemonik Bölgeselcilikten Yeni Bölgeselciliğe Geçiş", Ankara Üniversitesi SBF Dergisi 78.3 (2023): 583-604. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3017850

[2] Pelin Musabay Baki, La Coopération Entre Les Pays Turcophones et Le Nouveau Régionalisme, Galatasaray Üniversitesi Doktora Tezi, 2020, s. 488.

[3] Björn Hettne, and Fredrik Söderbaum, "Theorising the rise of regionness." New political economy 5.3 (2000): 457-472.

[4] Fabienne Bossuyt, “The European Union’s New Strategy for Central Asia: A Game Changer or More of the Same?”, Avrasya Dünyası / Eurasian World 6 (2020), p. 40.

[5] Georgi Gotev, “EU warns Central Asia of ‘negative effects’ of appeasing Turkey with North Cyprus”, EURACTIV, September 20, 2023, https://avim.org.tr/en/Bulten/EU-WARNS-CENTRAL-ASIA-OF-NEGATIVE-EFFECTS-OF-APPEASING-TURKEY-WITH-NORTH-CYPRUS


© 2009-2024 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.

Kaynaklar:

Analiz
Yorum
Blog
Rapor
Bülten