Türk Devletleri Teşkilatı’nın Gayriresmî Zirve Toplantısı, 15 Mayıs 2026 tarihinde Kazakistan’ın Türkistan şehrinde gerçekleştirildi. Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan ve Kırgızistan, Kazakistan, cumhurbaşkanlarının yanı sıra gözlemci ülke statüsündeki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de temsil edildiği zirve kapsamında TDT Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısı da yapıldı.
“Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenen zirvede dijital dönüşüm, teknoloji alanında iş birliği, ekonomik yatırımlar, Orta Koridor ve onun temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirilen Zengezur Koridoru gibi başlıkların yeniden gündeme taşınması, Türk dünyasının yalnızca kültürel değil aynı zamanda stratejik ve jeopolitik hedefler doğrultusunda hareket ettiğini göstermektedir[1].
Bu yılki zirve için Türkistan şehrinin seçilmesi, Türk dünyasının ortak tarih, kültür ve medeniyet mirasının vurgulanması açısından önem taşımaktadır. Türkistan yalnızca tarihî bir şehir değil, aynı zamanda Türk halklarının ortak hafızasını ve medeniyet birikimini temsil eden önemli bir semboldür. Bu bağlamda zirvenin burada gerçekleştirilmesi, Türk devletleri arasında mevcut olan ortak kimlik bilincinin yeniden canlandırılması ve güçlendirilmesine yönelik bir girişim olarak değerlendirilebilir.
Son yıllarda Türk devletleri arasında artan toplantılar, ekonomik ve stratejik iş birlikleri ile karşılıklı destek açıklamaları, TDT’nin yalnızca kültürel bir platform olmanın ötesine geçerek Avrasya’da jeopolitik öneme sahip bir yapıya dönüşmeye başladığını göstermektedir. Dolayısıyla, Türk devletleri arasındaki yakınlaşmanın jeopolitik etkileri ise bölgesel aktörler açısından farklı şekillerde değerlendirilmektedir. Rusya açısından bakıldığında, Türk devletlerinin güçlenen ilişkileri Moskova’nın Orta Asya üzerindeki geleneksel etkisinin azalması anlamına gelebilir. Bunun yanı sıra Rusya, TDT’nin güçlenmesini zaman zaman Batı destekli bir jeopolitik proje olarak yorumlamaktadır. Özellikle Orta Koridor’un Rusya’nın kuzey-güney ulaşım hatlarına alternatif oluşturması, ekonomik ve stratejik açıdan Moskova’da rahatsızlık yaratmaktadır.
Nitekim Rus akademik ve siyasi çevrelerinde, Türkiye’nin NATO’ya katılımından sonra pantürkist ideolojinin uluslararası politikada yeniden ideolojik araç olarak kullanıldığı[2], Türk dünyasının bütünleşme eğilimlerinin zamanla “Pan-Türkist” bir yapılanmaya dönüşebileceği ve bunun Rusya’ya karşı Batı destekli bir çabanın temeli olabileceği[3] yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Batı’nın Pantürkizme destek verdiğini ima eden bu tür çalışmaların ortaya çıkması, Rusya’nın Türk devletleri arasındaki iş birliğini belirli ölçüde kuşkuyla izlediğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Ancak “Pan-Türkizm” kavramının tarihsel arka planına bakıldığında, günümüzde yapılan birçok değerlendirmenin tarihsel bağlamdan kopuk olduğu görülmektedir. Pan-Türkizm, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’nin zayıflama döneminde ortaya çıkan bir düşünce akımıdır. Özellikle Rus İmparatorluğu sınırları içerisinde yaşayan Türk halklarının kimliklerini ve kültürel varlıklarını koruma arayışlarıyla şekillenen bu fikir, dönemin Pan-İslamizm ve Osmanlıcılık gibi ideolojik arayışlarına alternatif olarak gelişmiştir. Cumhuriyet döneminde ise daha çok kültürel bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir.
Bu nedenle bugün Türk devletleri arasındaki ekonomik, siyasi ve stratejik iş birliklerini doğrudan “Pan-Türkist tehdit” olarak yorumlamak gerçeklikten uzak bir yaklaşım olarak görülebilir. Ortak tarih, kültür ve dil bağlarına sahip devletlerin iş birliği geliştirmesi, Avrupa Birliği örneğinde olduğu gibi uluslararası sistemde doğal bir süreç olarak değerlendirilmelidir.
Türk devletleri arasında entegrasyonun güçlenmesi Çin açısından değerlendirildiğinde daha karmaşık bir durum ortaya çıkmaktadır. Bir taraftan Türk dünyasının güçlenmesi ve hassasiyet içeren Doğu Türkistan meselesi, Çin açısından belirli kaygılar yaratmaktadır. Diğer taraftan Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Orta Asya, Azerbaycan ve Türkiye ile geliştirdiği ekonomik ilişkiler, TDT coğrafyasını Çin için önemli bir ticaret ve ulaşım hattına dönüştürmektedir. Nitekim son yıllarda Çin ile Türk devletleri arasında ekonomik, ulaştırma, yatırım ve turizm alanlarında ilişkilerin arttığı görülmektedir.
Bölgenin bir diğer önemli aktörü olan İran da Türk devletleri arasındaki yakınlaşmayı dikkatle izlemektedir. Tarihî, kültürel ve dinî bağların yanı sıra İran’daki geniş Türk nüfusu da Tahran’ın bu sürece hassas yaklaşmasına neden olmaktadır. Özellikle Zengezur Koridoru, diğer adıyla TRIPP benzeri ulaşım projelerinin hayata geçirilmesi ihtimali, İran açısından bölgesel dengeleri değiştirebilecek gelişmeler olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra Türk devletleri arasındaki iş birliklerinde Türkiye’nin merkezî rol üstlenmesi de İran ve Rusya tarafından dikkatle takip edilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti, tarihsel devlet geleneği, askerî kapasitesi, diplomatik etkinliği ve ekonomik bağlantıları nedeniyle Türk dünyasının merkez aktörlerinden biri olarak görülmektedir. Bu durum yalnızca Rusya ve İran değil, aynı zamanda Batı açısından da dikkatle değerlendirilen bir gelişmedir. Çünkü Avrasya’da siyasi, ekonomik ve stratejik açıdan etkili yeni bir Türk ekseninin ortaya çıkma ihtimali küresel güç dengelerini de etkileyebilecek potansiyele sahiptir.
Sonuç olarak, Türk devletleri arasında Sovyet sonrası dönemde yeniden güçlenen ilişkiler, yalnızca kültürel değil aynı zamanda ekonomik, siyasi ve stratejik bir dönüşümün göstergesidir. Eğitim ve kültür alanlarında başlayan iş birlikleri bugün enerji, ulaştırma, teknoloji, savunma ve jeopolitik alanlara kadar genişlemektedir. Azerbaycan’ın Orta Asya ile Türkiye arasındaki bağlantı noktası hâline gelmesi, Orta Koridor projeleri ve kritik enerji hatları bu süreci daha da önemli kılmaktadır.
Bugün Türk devletleri; Türkiye’nin siyasi ve kurumsal kapasitesi, Azerbaycan’ın enerji kaynakları ve ulaşım hatları, Orta Asya’nın stratejik coğrafyası, İpek Yolu üzerindeki konumu ve kritik maden rezervleriyle birlikte değerlendirildiğinde küresel ölçekte önemli bir jeopolitik alan oluşturmaktadır. Ortak tarihsel hafıza, kültürel bağlar ve stratejik çıkarların birleşmesi ise Türk dünyasını gelecekte uluslararası siyasetin daha önemli aktörlerinden biri hâline getirebilir.
*Görsel: Anadolu Ajansı
[1] Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi yapıldı, 29 Mayıs 2026, https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turk-devletleri-teskilati-gayriresmi-zirvesi-yapildi/3938418
[2] Курочкин Руслан Владимирович, “Идеи национального единства в мусульманском и тюркском мире: панисламизм, пантюркизми пантуранизм в сравнении”, Мифологемы пантюркизма и безопасность России и Евразии в XXI веке, Москва, 2025, 67.
[3] Moscow Worried by Rise of Pan-Turkism Across Central Asia, 29 Mayıs 2026, https://jamestown.org/moscow-worried-by-rise-of-pan-turkism-across-central-asia/
© 2009-2025 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır
Henüz Yorum Yapılmamış.
-
TÜRK DÜNYASININ ENTEGRASYONU VE BÖLGESEL GÜÇ DENGELERİNE YANSIMALARI
İlaha KHANTAMİROVA 01.06.2026 -
GÜNEY KAFKASYA’DA KESİŞEN ÇIKARLAR: AZERBAYCAN, İSRAİL VE İRAN ÜÇGENİ
İlaha KHANTAMİROVA 28.05.2025 -
AZERBAYCAN-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİNDE MAYIN SORUNU VE OTTAWA SÖZLEŞMESİ
İlaha KHANTAMİROVA 05.12.2025 -
ERMENİSTAN’IN ÜÇÜNCÜ TARAFLARIN DESTEĞİ İLE BARIŞ KOŞULLARINI LEHİNE ÇEVİRME ÇABALARI
İlaha KHANTAMİROVA 17.12.2025 -
TÜRKİYE VE İRAN İLİŞKİLERİNDE ORTA ASYA ETKENİ
İlaha KHANTAMİROVA 20.10.2025
-
ERMENİ DEVRİMCİ FEDERASYONU-TAŞNAKSUTYUN'UN YENİ YÖNETİM KADROSU
Turgut Kerem TUNCEL 10.02.2015 -
1915 OLAYLARIYLA İLGİLİ OLARAK EDWARD NALBANDİAN’IN YAZISI VE MAXİME GAUİN’İN CEVABI
Maxime GAUIN 07.10.2014 -
ERMENİ TERÖRÜ YENİDEN YÜZÜNÜ GÖSTERMEYE BAŞLADI - 2
Hazel ÇAĞAN ELBİR 22.02.2021 -
KALKINMA YOLU
Bora ODABAŞI 10.04.2026 -
KİEV’İN RUS GAZININ AVRUPA’YA SEVKİYATINI DURDURMASININ ARDINDAN TÜRKAKIM’IN ARTAN STRATEJİK ÖNEMİ
Bekir Caner ŞAFAK 16.01.2025
-
25.01.2016
THE ARMENIAN QUESTION - BASIC KNOWLEDGE AND DOCUMENTATION -
12.06.2024
THE TRUTH WILL OUT -
27.03.2023
RADİKAL ERMENİ UNSURLARCA GERÇEKLEŞTİRİLEN MEZALİMLER VE VANDALİZM -
17.03.2023
PATRIOTISM PERVERTED -
23.02.2023
MEN ARE LIKE THAT -
03.02.2023
BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN BORU HATTININ YAŞANAN TARİHİ -
16.12.2022
INTERNATIONAL SCHOLARS ON THE EVENTS OF 1915 -
07.12.2022
FAKE PHOTOS AND THE ARMENIAN PROPAGANDA -
07.12.2022
ERMENİ PROPAGANDASI VE SAHTE RESİMLER -
01.01.2022
A Letter From Japan - Strategically Mum: The Silence of the Armenians -
01.01.2022
Japonya'dan Bir Mektup - Stratejik Suskunluk: Ermenilerin Sessizliği -
03.06.2020
Anastas Mikoyan: Confessions of an Armenian Bolshevik -
08.04.2020
Sovyet Sonrası Ukrayna’da Devlet, Toplum ve Siyaset - Değişen Dinamikler, Dönüşen Kimlikler -
12.06.2018
Ermeni Sorunuyla İlgili İngiliz Belgeleri (1912-1923) - British Documents on Armenian Question (1912-1923) -
02.12.2016
Turkish-Russian Academics: A Historical Study on the Caucasus -
01.07.2016
Gürcistan'daki Müslüman Topluluklar: Azınlık Hakları, Kimlik, Siyaset -
10.03.2016
Armenian Diaspora: Diaspora, State and the Imagination of the Republic of Armenia -
24.01.2016
ERMENİ SORUNU - TEMEL BİLGİ VE BELGELER (2. BASKI)
-
AVİM Konferans Salonu 08.05.2026
“GÜNÜMÜZDE DİNİN SİYASET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: PATRİKHANE ÖRNEĞİ” BAŞLIKLI KONFERANS
