ABD’NİN ASKERİ VARLIĞININ/YOKLUĞUNUN AB’DE YARATTIĞI ENDİŞE
Analiz No : 2020 / 44
23.12.2020
7 dk okuma

Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp – Karrenbauer, geçtiğimiz Kasım ayı ortalarında “Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) nükleer ve konvansiyonel kabiliyetleri olmadan Almanya ve Avrupa kendini savunamaz. Bunlar çarpıcı gerçeklerdir.” demişti[1]. Bunu bu kadar açık bir şekilde ifade etmek ise bir diğer çarpıcı gerçektir. Avrupa’nın savunma alanında kendine yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum “Avrupa ordusu” düşüncesinden farklı bir yaklaşım gerektirmektedir. Kramp – Karrenbauer, ABD’nin askeri varlığı ortadan kalktığı takdirde, onun yerine gelebilecek bir askeri varlıktan bahsedilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise bu görüşte değil. Macron tamamen bağımsız bir Avrupa savunma stratejisini desteklediğini açık bir şekilde ifade etmiştir[2]. 

Avrupa’nın kararsızlığı bir yana, ABD’nin de askeri olarak Avrupa’da kalma isteği Başkan’dan Başkan’a değişiklik göstermektedir. ABD’den ayrı olarak, 14 Eylül 2016 tarihinde dönemin Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de artık Avrupa’nın başkalarının askeri gücüne güvenmesinin hatalı olduğunu söylemiştir. Mali’deki Fransız askeri varlığı AB’nin de Sahel Bölgesinde[3] yer alma isteğini ortaya koymaktadır[4]. Tabii, bunun için Juncker, Avrupa savunma sanayiinin yenilikçi davranması gerektiğini de vurgulamıştı. Bu sebeple Avrupa Savunma Fonu fikrini öne sürmüştü. 

Önümüzdeki yeni dönemde ise AB ve ABD’nin birbirlerini destekler nitelikte kararlar alması Türkiye açısından sürpriz olmayacaktır. Zira AB yaptırım kararları tehdidinde bulunurken, benzer şekilde ABD’nin de CAATSA (İng. Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act – Tr. Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımları ile Türkiye’ye yüklenmesi bir gösterge oluşturmaktadır. CAATSA çerçevesinde yaptırım uygulanan ülkeler NATO üyesi olmayan Rusya, İran, Çin ve Kuzey Kore’dir. Burada dikkat çekilmesi yerinde olacak husus, NATO’nun (İng. North Atlantic Treaty Organization, Tr. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) ABD ve AB etkisinde hareket etmesidir. AB’nin, 10 – 11 Aralık tarihlerinde AB Zirvesi bildirisinde Türkiye’ye yönelik yaptırımları bireyler düzeyinde uygulamaya karar vermesi Türkiye açısından olumlu olarak değerlendirilebilmektedir. Bilindiği üzere, başta Fransa olmak üzere AB, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tüm etkinliğini kısıtlama amacı gütmüştür. Hatta daha da ileri giderek, Türkiye’yi uluslararası hukuka uygun hareket etmemek konusunda suçlamıştır[5]. Özellikle Fransa’nın bu konuda fikri değişmemiştir. Fransa’nın Avrupa İşleri Bakanı Clement Beuaune, Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusunda yaptırımlara tabii olması gerektiği konusundaki fikrini açıkça ortaya koymuştur[6]. Ancak alınan kararlar konusunda AB’nin Ekim ayındaki Zirve’de alınan kararlara geri döndüğü gözlemlenmiştir. Bu durum, AB’nin daha kapsamlı bir şekilde karar alabilmek için Mart ayına kadar kendine zaman vermesi ile sonuçlanmıştır. Buradaki sorun ise AB’nin Türkiye konusunda somut bir stratejisi olmamasıdır[7]. Bunun en belirgin göstergesi ise, Türkiye’nin aday ülke statüsünden bahsedilmemesidir[8]. AB’nin, bilhassa Doğu Akdeniz konusunda, ABD’nin önemli bir partner olduğunu dile getirmesi şaşırtıcı değildir. Joe Biden’ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından ABD ve AB arasındaki eşgüdüm dikkat çekmektedir. Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp – Karrenbauer’in yazının başında yer verdiğimiz ifadeleri tüm süreç göz önünde bulundurulduğunda anlam ifade etmektedir. 

Hatırlanacağı gibi Haziran 2020’de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ABD’nin Almanya’dan askerlerini çekmesi konusunda ABD’yi eleştirmişti. ABD’nin Almanya’daki varlığının korunması NATO’nun önceliklerinden biridir. ABD’nin Almanya’da bulunması AB’nin güvenliği açısından da önem taşımaktadır. Trump’ın ABD askerlerini çekeceğini söylemesi NATO’nun çıkarları ile örtüşmemektedir[9]. Bugün, ABD’nin AB için önemli olduğunun vurgulanması ise bilhassa Macron’un NATO’yu itibarsızlaştırmaya çalışan ifadelerinden sonra NATO’daki işbirliğinin önemini hatırlatmak açısından hayatidir[10]. Almanya’daki ABD askeri varlığı 1954’ten beri devam etmektedir. Yeni olmayan bir başka durum ise Fransız Parlamentosu’nun 1954’te NATO’nun da desteğinin bulunduğu Avrupa Savunma Topluluğu (AST)’na onay vermemesidir. Macron, bugün NATO’dan bağımsız olarak oluşturulacak, içinde ABD’nin olmadığı bir Avrupa Savunma Stratejisi’ne vurgu yaparak Fransa’nın 66 yıl önceki tutumunu devam ettirmektedir.

NATO, AB’nin bugünkü varlığının mimarlarından biridir. AB içinden NATO’nun varlığını inkâr eden seslerin yükselmesi NATO’nun ağırlığını ve önemini etkilemeyecektir. NATO’nun varlığı, karar alma aşamalarında da etkisini göstermektedir. NATO, Türkiye gibi stratejik öneme sahip devletlerin anahtar rolünü hatırlatarak da dönüşü olmayan kararlar alınmasının önüne geçmek durumundadır.

 

*Fotoğraf: https://stock.adobe.com/ee/search/images?k=nato+eu&asset_id=281753664

 


[1] “EU Still Needs US Military Protection, Germany Says”, EU Observer, 18 Kasım 2020, https://euobserver.com/tickers/150111

[2] “Europe Still Needs US, NATO for security: German Defence Minister”, Reuters.com, 17 Kasım 2020, https://www.reuters.com/article/us-usa-election-eu-defence-anne-idUSKBN27X13J

[3] Mali’deki siyasi istikrarsızlık ve El Kaide bağlantılı grupların faaliyetlerine karşı 11 Ocak 2013 tarihinde Serval operasyonunu başlatan Fransa, Mali hükümetinin Kuzey topraklarını (Timbukti ve Gao şehirleri de dahil) radikal İslami isyancıların elinden geri almaya yardımcı olmuştu. Ancak Sahel bölgesindeki (Senegal, Moritanya, Mali, Burkina Faso, Nijer, Nijerya, Çad, Sudan, Eritre) artan çatışmalar çözümsüzlüğün daha da artmasına neden olmuştur. Bu bölgede 4 ila 5 bin civarında Fransız askeri yer almaktadır. Bölgedeki kontrolün Birleşmiş Milletler’in (BM) 10 bin civarındaki barış gücü askeri tarafından sağlanamaması dolayısıyla Fransız askeri bölgede varlık göstermiştir (Alaattin Doğru, “Fransa’nın Afrika’daki Askeri Varlığı: Sahel Etabı”, Anadolu Ajansı, 10 Nisan 2019, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/fransanin-afrikadaki-askeri-varligi-sahel-etabi/1447611).

[4] “Savunma Eylem Planı: Avrupa Savunma Fonuna Doğru”, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, 1 Aralık 2016, https://www.avrupa.info.tr/tr/news/avrupa-savunma-eylem-plani-avrupa-savunma-fonuna-dogru-4443

[5] Hazel Çağan Elbir, “AB’nin Dikkat Etmesi Gereken Bir Gerçek: Doğu Akdeniz’de Türkiye de Var”, avim.org.tr, 24 Ocak 2020, https://avim.org.tr/tr/Yorum/AB-NIN-DIKKAT-ETMESI-GEREKEN-BIR-GERCEK-DOGU-AKDENIZ-DE-TURKIYE-DE-VAR

[6] “AB Zirvesinde Türkiye ve Doğu Akdeniz ile İlgili Hangi Kararlar Alındı?”, bbc.com, 11 Aralık 2020, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-55269631

[7] “Prof. Triantaphyllou: "Oyun kuralları değişecek", Deutsche Welle, 12 Aralık 2020, https://www.dw.com/tr/prof-triantaphyllou-oyun-kuralları-değişecek/a-55910889

[8] Selim Yenel, “Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye Yönelik Yaptırım Politikasının İflası”, Global İlişkiler Forumu (GİF), 14 Aralık 2020, http://www.gif.org.tr/files/ABDegerlendirme.pdf

[9] “Stoltenberg: Almanya’nın Liderliğine Daha Fazla İhtiyaç Var”, Deutsche Welle, 23 Haziran 2020, https://www.dw.com/tr/stoltenberg-almanyanın-liderliğine-daha-fazla-ihtiyaç-var/a-53918905

[10] “Europe Still Needs U.S., NATO for Security: Germany Defence Minister”, Reuters, 17 Kasım 2020, https://www.reuters.com/article/us-usa-election-eu-defence-anne-idUSKBN27X13J


© 2009-2020 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.